Göster :
GÜZ GÖZLERİ

GÜZ GÖZLERİ

Geçmişinden kaçan bir kadın…

Karanlığın içinden çıkıp nefes almaya çalışan bir ruh…

Kendi gölgesini yenmeye gayretli bir adam…

Ve her şeye rağmen yeniden doğmayı başaran bir kalp.

 

Güz Gözleri, insanın karanlığın içinden ışığa doğru yürürken verdiği mücadeleyi soluksuz okutan bir roman. Acının içinden bir ışık arayanlara, geçmişin enkazından yeni bir hayat inşa etmeye çalışanlara ve hayata yeniden tutunmak isteyenlere dokunan güçlü bir anlatı.

 

Şeyma Demir, duygusal yoğunluğu yüksek, sürükleyici, kalbi ve zihni derinden sarsan Güz Gözleri’nde okuru kendinden bile sakladığı karanlıkla yüzleşme yolculuğuna davet ediyor. Roman boyunca umutla karanlık, sevgiyle öfke, inançla boşluk arasında sağlam bir denge kuruyor. Nihayetinde yeni bir başlangıç için en zorlu sınavın önce kendimizi affetmekten geçtiğini fısıldıyor.

 

“Ey benim kararmış kalbim! Sevginin asıl anlamını kayıp mı ettin? Sökül göğsümden, düş avuçlarıma ve kana. Kana ki dökülsün içinde hangi şeytan varsa.”

VAVEYLA 4 – ŞİRA EŞİĞİ

VAVEYLA 4 – ŞİRA EŞİĞİ

Ölüm çiçeği, geceyi ikiye bölen bir zarafetle açtı.

 

Gecenin son perdesi açıldığında herkes kendi payına düşen karanlıkla yüzleşir.

 

Zaman, Lavin ve Kartal’ın izlerini takip etmekten yorulmuştu; artık onları başka bir eşiğe sürüklemek için nefesini tutuyordu.

 

Kartal ile Lavin, son oyunun ilk hamlesini yaptılar. Aklın sınırlarını zorlayan o oyun, sonunda deliliğin kapısını aralamıştı.

 

Bazı kayıplar insanı öldürmez… Fakat insanı başka biri yapar.

 

Gökyüzünde bir yıldız parlar,

ve muhakkak bazı insanlar

toprağa çiçekten daha yakındır.

VAVEYLA 4 – ŞİRA EŞİĞİ

VAVEYLA 4 – ŞİRA EŞİĞİ

Ölüm çiçeği, geceyi ikiye bölen bir zarafetle açtı.

 

Gecenin son perdesi açıldığında herkes kendi payına düşen karanlıkla yüzleşir.

 

Zaman, Lavin ve Kartal’ın izlerini takip etmekten yorulmuştu; artık onları başka bir eşiğe sürüklemek için nefesini tutuyordu.

 

Kartal ile Lavin, son oyunun ilk hamlesini yaptılar. Aklın sınırlarını zorlayan o oyun, sonunda deliliğin kapısını aralamıştı.

 

Bazı kayıplar insanı öldürmez… Fakat insanı başka biri yapar.

 

Gökyüzünde bir yıldız parlar,

ve muhakkak bazı insanlar

toprağa çiçekten daha yakındır.

VAVEYLA 3 – ZEHİRLİ EKİNOKS

VAVEYLA 3 – ZEHİRLİ EKİNOKS

Ve kuğu, göle bir ceset bıraktı.

Kartal ve Lavin, Kardelen’in katilinin adını nihayet öğrendiklerinde o isim geleceğe zehir gibi yayıldı. Gerçek, onları özgür bırakmadı; aksine daha dar bir kafese kilitledi.

 

Artık ne kaçacak yer vardı ne de kaybedecek başka bir şey. Lavin’in elleri titremese de içinde bir şey geri dönülmez biçimde değişmişti. Kartal ise kardeşinin intikamını almak isterken kendi ruhunu masaya koymuştu; kazanırsa Lavin’i, kaybederse kendini sonsuza dek yitirecekti. Sanki bütün evren, bu iki yaralı ruhun birbirine çarpıp ya yok olacağı ya da yeniden doğacağı ânı izlemeye hazırdı.

Ekinoks bittiğinde asıl gece başlayacaktı.

 

Ya da asıl sabah.

Hangisi olacağını artık kimse bilmiyordu..

VAVEYLA 3 – ZEHİRLİ EKİNOKS

VAVEYLA 3 – ZEHİRLİ EKİNOKS

Ve kuğu, göle bir ceset bıraktı.

Kartal ve Lavin, Kardelen’in katilinin adını nihayet öğrendiklerinde o isim geleceğe zehir gibi yayıldı. Gerçek, onları özgür bırakmadı; aksine daha dar bir kafese kilitledi.

 

Artık ne kaçacak yer vardı ne de kaybedecek başka bir şey. Lavin’in elleri titremese de içinde bir şey geri dönülmez biçimde değişmişti. Kartal ise kardeşinin intikamını almak isterken kendi ruhunu masaya koymuştu; kazanırsa Lavin’i, kaybederse kendini sonsuza dek yitirecekti. Sanki bütün evren, bu iki yaralı ruhun birbirine çarpıp ya yok olacağı ya da yeniden doğacağı ânı izlemeye hazırdı.

Ekinoks bittiğinde asıl gece başlayacaktı.

 

Ya da asıl sabah.

Hangisi olacağını artık kimse bilmiyordu..

TÜRKÇÜLÜĞÜN ESASLARI

TÜRKÇÜLÜĞÜN ESASLARI

“Bir millet muharebelerden kurtulmadıkça ve iktisadi bir refaha sahip olmadıkça, içinde kuramsal düşünce yapacak fertler yetişemez. Çünkü, kuramsal düşünce yalnız düşünmek için düşünmektir. Hâlbuki, bin türlü derdi olan bir millet, yaşamak için, kendini müdafaa etmek için, hatta yemek ve içmek için düşünmeye mecburdur. “Düşünmek için düşünmek” ancak bu hayati düşünüş ihtiyaçlarından kurtulmuş olan ve çalışmadan yaşayabilen insanlara nasip olabilir.”

Türkçülüğün Esasları, Ziya Gökalp’in en önemli ve en sistemli eseri olup, Türk milliyetçiliğinin temel düşüncelerini ortaya koyan bir fikir kitabıdır.

Hem II. Meşrutiyet Dönemi’nin hem de Cumhuriyet’in ideolojik temel taşlarından biri kabul edilir.

Ziya Gökalp bu eserde, Türk milletinin nasıl bir kimliğe, kültüre ve ideale sahip olması gerektiğini anlatır. Ziya Gökalp’e göre: “Türkleşmek, İslâmlaşmak, çağdaşlaşmak birbiriyle çelişmez; hepsi birlikte Türk milletini yüceltir.”

Türkçülüğün Esasları, Türk milliyetçiliğini ilk defa bilimsel temellere oturtmuş ve Cumhuriyet’in milliyetçilik, halkçılık ve laiklik ilkelerine düşünsel kaynaklık etmiştir.

FELÂTUN BEY İLE RÂKIM EFENDİ

FELÂTUN BEY İLE RÂKIM EFENDİ

“İnsanın doğuştan getirdiği şeyler ki insan kendi mutluluk hâlinden yalnız kendisi haberdar olmasıyla kanaat etmez. Herkesi de haberdar etmek ister.”

Felâtun Bey, zengin, mirasyedi, gösteriş meraklısı bir gençtir. Râkım Efendi’yse kendi emeğiyle çalışan, kültürlü, ölçülü ve alçakgönüllü bir gençtir.

Felâtun Bey, Avrupa hayranıdır ama Batı’nın özünü değil, yalnızca dış görünüşünü taklit eder. Fransızca konuşmaya, Batılı gibi giyinmeye özenir ama çalışmayı, üretmeyi sevmez. Zamanını eğlence, kumar ve kadınlarla geçirir.

Râkım Efendi ise Batı kültürünü akılcı biçimde benimser. Yabancı dil öğrenir, çok okur, çalışarak kendi servetini kazanır. Ahlaklı, yardımsever ve çalışkan biridir.

Felâtun Bey ile Râkım Efendi, Ahmet Mithat Efendi’nin en tanınmış romanlarından biridir.

1875 yılında yayımlanan bu eser, Batılılaşmayı yanlış anlayanlarla doğru anlayanların farkını anlatan didaktik bir romandır.

TAAŞŞUK-I TALAT VE FİTNAT

TAAŞŞUK-I TALAT VE FİTNAT

“Herkesin gönlü aşkla yoğrulmuştur.
Beşikte olan çocukların gönülleri dahi aşktan yana çok da boş değildir.”

Taaşuk-ı Talat ve Fitnat, Şemsettin Sâmi tarafından yazılmış ilk Türkçe roman olarak kabul edilir.

1872 yılında yayımlanan bu eser, görücü usulü evlilik, kadın eğitimi ve toplumsal baskılar gibi temaları ele alır. Roman hem ilk roman olma özelliği hem de dönemin toplumsal yapısına getirdiği eleştiriler açısından Türk edebiyatında çok önemli bir yere sahiptir.

Talat, iyi eğitim görmüş, modern düşünceli bir gençtir. Fitnat ise güzelliğiyle tanınan, ancak ailesi tarafından sürekli eve kapatılan, eğitimden mahrum bırakılmış genç bir kızdır. Talat, bir gün sokakta Fitnat’ı görür ve ona âşık olur. Ancak dönemin toplumsal koşullarında genç kızlarla tanışmak ve görüşmek yasak olduğundan, Talat onu tanımak için kadın kılığına girerek Fitnat’ın evine “Fitnat Hanım’ın arkadaşı” kimliğiyle girer.

İkisi birbirine âşık olur, ancak bu aşk gizli kalmak zorundadır. Ne yazık ki Fitnat’ın ailesi onu zengin ve yaşlı bir adam olan Ali Bey ile evlendirmek ister.

Eser dönemin sosyal yaşamını, özellikle kadınların durumunu gerçekçi biçimde yansıtır.

ZAVALLI ÇOCUK

ZAVALLI ÇOCUK

“Dünyada ne kadar güzel şey görsem elbette senin bir yerine benzetirim. Sonra gördüğüm şeyin bir tarafında bir kusur bulurum. O da gözümden düşer, yine yalnız sen kalırsın.”

Namık Kemal’in kaleme aldığı Zavallı Çocuk, Türk edebiyatının ilk edebî aşk trajedilerinden biridir. Romantik-dram türünde yazılmış bir tiyatro metnidir.

Şefika ve Ata birbirine âşık iki gençtir. Ancak toplumsal baskı ve aile düzeni gençlerin önünde büyük bir engeldir. Babası kızını zengin bir paşayla evlendirmek ister. Sonunda, iki gencin saf ve masum aşkı, aile baskısı ve toplumsal geleneklerin kurbanı olur.

Eser, Namık Kemal’in hürriyet ve hak düşüncelerini aşk teması üzerinden yansıtmasıyla öne çıkmaktadır.

AKİF BEY

AKİF BEY

“Vatanımı ne kadar seversem haremimi de ona yakın seviyorum. Ayıp mı? Haremimden ayrılırken kederle ayrılırım. Yine devletim için ölürken yiğitlikle ölürüm. Vatanını seven adam dünyada başka hiçbir şeyi sevmemek mi lazım gelir?”

Akif Bey, Osmanlı Donanması’nda görev yapan yiğit, vatansever bir deniz subayıdır. Savaşta kahramanca savaşır ancak özel hayatında büyük bir ihanet ve yanlış anlaşılma kurbanı olur. Akif Bey, Dilruba adında güzel bir kadınla evlidir. Onunla çok mutlu bir hayat sürerken Rodos Savaşı’na katılmak için cepheye gider. Savaşta gösterdiği kahramanlıkla herkesin takdirini kazanır. Ancak Akif cephedeyken Dilruba, ailesinin de etkisiyle Fatin adında başka bir adama gönül verir. Bu olay Akif Bey’in onurunu derinden sarsar.

Akif Bey; Namık Kemal’in 1874 yılında kaleme aldığı vatan sevgisi, namus, fedakârlık ve yanlış anlamalar yüzünden yıkılan bir ailenin trajedisini anlattığı dram türündeki tiyatro eseridir.

VATAN YAHUT SİLİSTRE

VATAN YAHUT SİLİSTRE

“Sanki ömrümde gördüğüm, duyduğum, okuduğum, düşündüğüm ne kadar güzel şey varsa hepsi bir yerde toplanmış da bir insan yüzü olup karşıma gelmişti.”

Oyun, Ruslarla yapılan Silistre Savaşı sırasında geçer. İslam Bey, vatanı savunmak için Silistre Kalesi’ne gider. Zekiye, onu çok sevdiği için arkasından gizlice erkek kılığına girip asker olur ve cepheye gider. Savaş sırasında büyük bir kahramanlık örneği gösteren İslâm Bey yaralanır, Zekiye onun yanında savaşır ve ona bakar. Gerçekler ortaya çıkınca

Zekiye’nin kimliği öğrenilir ama herkes onun cesaretine hayran kalır.

Vatan Yahut Silistre; 1873 yılında sahnelenmiş, Namık Kemal’in kaleme aldığı bir tiyatro eseridir.

Bu eser, Türk edebiyatında vatan sevgisini işleyen ilk tiyatro olma özelliğine sahiptir.

ŞIK

ŞIK

“Her günün, her saatin birbirinin aynı olsun. Sonra da şu hâle yaşamak adını ver. ”

Şık (diğer adıyla Ayna), Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 1889 yılında yayımlanmış ilk romanıdır.

Roman, tıpkı yazarın diğer eserlerinde olduğu gibi İstanbul’un günlük yaşamını, halkın gülünç hâllerini ve yanlış Batılılaşma anlayışını mizahi bir dille ele alır.

Romanın başkahramanı Şöhret Bey, Batı özentisi bir Osmanlı gencidir. Giyim kuşamına, dış görünüşüne ve gösterişe aşırı düşkündür, bu yüzden çevresinde “şık” olarak tanınır. Kendini “Batılı” göstermek için Fransızca kelimeler kullanır, şık giyinir, salonlarda boy gösterir ama ne kültürü ne de ahlakı Batılıdır, sadece taklitçidir.

Roman boyunca yazar; Şöhret Bey’in gülünç tavırları, aldatılmaları, sahte ilişkileri ve sonunda yapay bir hayatın getirdiği hayal kırıklığı anlatılarak yüzeysel batılılaşmayı ve gösteriş merakını eleştirir.

Şık (Ayna), Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “sokağı edebiyata taşıyan yazar” ünvanını hak ettiği romanlarından biridir.

EFSUNCU BABA

EFSUNCU BABA

“Hakikatin büyüklüğünü tanıyıp da onunla dost olamayanlar… O kisveye girmiş yalanlarla oyalanırlar. Bu komedya sahnesinin en arka perdesini kaldırıp asırlardan, asırlardan beri insanlardan saklanan gugukları apaçık insanlığa göstermek her memlekette kanunen memnudur.”

Büyüye, muskaya define avına inanan Efsuncu Baba bir gün gizli bir defter bulur.

İçindeki bilgileri çözmesi için iki meleğe ihtiyacı vardır. Kirkor ve Agop adında iki evsiz genç bu iki meleğin kılığına girer ve Efsuncu Baba’nın batıl inançlarını kullanarak hem kendilerine geçim kaynağı hem de yaşayacak bir ev bulmuş olurlar.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın bu romanı, dönemin toplumsal yapısını, batıl inançları, hurafeleri ve sahte dindarlığı hicivli bir üslupla ele alan bir toplum eleştirisidir.

KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ

KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ

“Bu kâinat içindeki benliğim, varlığın sınırlarıyla belli olması lazım gelir. O şey ki benden hariçtir, ben o değilim. Fakat bence hissedilir olan bir şey nasıl benliğimin harici addolunabilir?”

Roman, 1910 yılında Halley Kuyruklu Yıldızı’nın Dünya’ya yaklaşacağı söylentileri üzerine İstanbul’da  yaşanan korku ve karmaşa ortamında geçer. Dönemin halkı, bu olayın kıyametin habercisi olduğuna inanır. Bu batıl korku yüzünden insanlar endişelenir, dualar, tövbeler eder.

Okumuş, akılcı, bilime inanan, Batılı düşüncelere sahip bir genç olan İrfan Galip; batıl inançlara, duygulara ve geleneklere bağlı, saf bir genç kız olan Feriha’ya âşık olur.

Kuyruklu yıldızın “dünyayı yok edeceği” söylentileri sırasında İrfan, Feriha’yı etkilemek için, “Dünya yok olmadan önce evlenelim,” der.

Bu teklif hem bir romantik olay hem de insanların inançlarını sorgulatan bir mizah unsuru hâline gelir.

Hüseyin Rahmi Gürpınar bu eseriyle, dönemin insanlarının hurafelere inanma eğilimini ve kadın erkek ilişkilerini eleştirirken aynı zamanda okura güldürüyle düşünme fırsatı verir. Gertrude’un gözleri artık görmeye başladığındaysa, gerçekleri görmek hem onun hem de papazın dünyasını altüst eder.

Görmenin bazen körlükten daha acı verici olduğunu anlatan bu roman, insan ruhunun derinliklerine dokunan bir vicdan muhasebesi sunar. Pastoral Senfoni, inancın ardına gizlenmiş tutkuların ve gerçeğin karşısında yitirilen saflığın unutulmaz hikâyesidir.

SHERLOCK HOLMES - BENEKLİ KORDON

SHERLOCK HOLMES - BENEKLİ KORDON

Her zaman ilginç gizemler peşindeki Sherlock Holmes ve sadık dostu Dr. Watson, bu kez ürkütücü bir evin kapısından içeri adım atar. Bu ayrılmaz ikili, genç bir kızın gizemli çığlığıyla tehlikeli bir sırrın peşine düşer. “Benekli Kordon”un ardındaki korkutucu gerçeği çözmek için zekâ ve cesaret şart!

Bu heyecan dolu serüven, genç okurlar için hem merak uyandırıcı hem de sürükleyici bir dedektiflik hikâyesi sunmaktadır.

SHERLOCK HOLMES - BEŞ PORTAKAL ÇİÇEĞİ

SHERLOCK HOLMES - BEŞ PORTAKAL ÇİÇEĞİ

Genç bir adam ölümcül bir tehdit mektubu alır: İçinde beş portakal çekirdeği vardır. Daha önce babasına gelen bu tehdit mektubu sonucu aniden kaza gibi görünen bir olayla babasını kaybeder. Genç adam aynı akıbetin kendi başına da gelmesinden korkar.

Bu gizemli işaret ne anlama gelmektedir? Sherlock Holmes ve arkadaşı Dr. Watson gerçeği öğrenmek için zamana karşı yarışır.

Sen de onlarla gerçeğin peşine düş!

SHERLOCK HOLMES - BİSİKLETLİ TAKİP

SHERLOCK HOLMES - BİSİKLETLİ TAKİP

Genç bir kadın her gün bisikletle giderken peşine takılan gizemli bir adam fark eder. Başlarda sadece basit bir takip sanılan meselenin arkasında korkunç gerçekler ortaya çıkar. Bu takipçi kızı korkutmak için mi, yoksa korumak için mi takip ediyordur?

Sherlock Holmes bu gizemli takipçinin aslında çok daha tehlikeli bir sır sakladığını anlar.

Bu gizemli yolculukta sen de ipuçlarını takip et!

SHERLOCK HOLMES - BORSACI KÂTİBİ

SHERLOCK HOLMES - BORSACI KÂTİBİ

Genç bir adam yeni işinde garip görevler almaya başlar. Oda dolusu kâğıt kopyalamak da nedir? Üstelik iş verenler tıpatıp birbirinin aynısıdır.

Sherlock Holmes bu sıradan görünen işin ardında çok daha büyük bir tehlike olduğunu fark eder. Ama iyi planlanmış büyük bir soygunu durdurmayı başarabilecek midir?

Siz de Sherlock ve arkadaşı Dr. Watson ile ipuçlarının peşine düşün!

SHERLOCK HOLMES- BÖCEK AVCISI

SHERLOCK HOLMES- BÖCEK AVCISI

Tuhaf böcekler toplayan bir bilim insanı aniden garip davranışlar sergilemeye başlar. Akıl sağlığından endişelenen karısı ve kayınbiraderi gizemli ve tehlikeli bir plan kurarlar.

Kahramanımız bu plana istemsizce dâhil olur ve sonucunda çok büyük bir tehlikenin içine düşer.

Sen de bu macera dolu hikâyede ipuçlarının peşine düşmek ister misin?

SHERLOCK HOLMES - DANS EDEN ADAMLAR

SHERLOCK HOLMES - DANS EDEN ADAMLAR

Bahçede gizemli işaretler belirir: Dans eden adamların çizimleri! Kim böyle tuhaf mesajlar bırakmaktadır? Basit çocuk karalaması gibi görünen bu çizimler bir mesaj mı taşımaktadır? Mr. Cubitt için başta önemsiz görünen bu karalamalar karısını çok korkutunca, çareyi Sherlock Holmes’a gelmekte bulur.

Holmes ve Dr. Watson bu gizemli sembolleri çözüp tehlikeyi durdurmaya çalışır.

Sen de bu yolculukta onlara katılmak ister misin?

SHERLOCK HOLMES - GÜMÜŞ ŞİMŞEK

SHERLOCK HOLMES - GÜMÜŞ ŞİMŞEK

Şampiyon bir yarış atı, önemli bir yarış öncesinde ortadan kaybolur! Herkes paniğe kapılırken Sherlock Holmes atı bulmak için ipuçlarının peşine düşer. At gerçekten kaybolmuş mudur? Yoksa olayın arkasında çok daha tehlikeli işler mi vardır?

Sen de ipuçlarını takip edip kayıp yarış atını bul!

SHERLOCK HOLMES - KAMBUR ADAM

SHERLOCK HOLMES - KAMBUR ADAM

Emekli Albay ve karısı Nancy talihsiz bir saldırıya uğrarlar. Kendinden geçen Nancy’nin ağzından sadece David sözü çıkar ancak karı kocanın da hayatlarında David diye biri hiç olmamıştır.

Eldeki tek ipucu Bayan Nancy’nin yolda karşılaştığı Kambur Adam’dır.

Sherlock Holmes ve Dr. Watson’ı bu kez geçmişte yaşanan hatalar sınayacaktır.

Sen de kahramanlarımızla bu heyecanlı kovalamacaya katılmak ister misin?

SHERLOCK HOLMES - KARA PETER

SHERLOCK HOLMES - KARA PETER

Huysuz bir gemi kaptanı ıssız bir kulübede yaşar ancak bir gün evinde saldırıya uğrar. Üstelik kapı içeriden kilitlidir. Herkesin korktuğu bu adama yapılan saldırının ardında hangi sır vardır? Holmes ve arkadaşı Dr. Watson gerçeğe ulaşmak için en tehlikeli denizcilik hikâyelerinden birini çözer.

Sen de onlarla bu heyecanlı yolculuğa katıl!

SHERLOCK HOLMES - KIZIL ÇEMBER

SHERLOCK HOLMES - KIZIL ÇEMBER

Baker Sokağı’na taşınan yeni kiracının odasından gece gündüz garip sesler gelir. Kiracıyı gören hiç olmamıştır. Ev sahibi bu şüpheli hareketlerden kuşkulanır.

Sherlock Holmes perde arkasındaki sırrı çözmek için harekete geçer. Arkadaşı Dr. Watson ile ipuçlarını takip ederken kendilerini en azılı suçlularla uğraşırken bulurlar.

Sen de onlarla bu heyecanlı maceraya ortak olmak ister misin?

SHERLOCK HOLMES - KIZIL SAÇLILAR KULÜBÜ

SHERLOCK HOLMES - KIZIL SAÇLILAR KULÜBÜ

Bay Wilson, sırf saçları kızıl diye garip bir kulübe alınır. Yapması gereken tek şey bir ansiklopediyi kopyalamaktır. Üstelik bu basit iş için yüksek bir ücret teklif edilir. Ancak bir gün kulüp aniden kapatılır ve Bay Wilson olayların arkasındaki sebebi merak ederek Sherlock Holmes’a gelir.

Holmes, işin arkasında gizli bir plan olduğunu keşfeder. Acaba hırsızları durdurabilecek midir?

Sen de ipuçlarının peşine düş, gerçeği ortaya çıkar!

SHERLOCK HOLMES - MAVİ YAKUT

SHERLOCK HOLMES - MAVİ YAKUT

Sherlock Holmes sıradan bir dedektif değildir. O, en küçük ipuçlarından bile büyük sırları çözer!

Bir gün Londra polisi sokakta bir kaz ve şapka bulur. Kazın sahibini bulmak kolaydır ancak içinde değerli bir mücevherin gizlendiği anlaşılır. Bu değerli Mavi Yakut oraya nasıl gelmiştir? Şapka ve kazın bağlantısı nedir?

Holmes ve arkadaşı Dr. Watson, ipuçlarını takip ederek Londra sokaklarında heyecanlı bir maceraya atılır.

Sen de onların peşine takıl, gizemi çözmeye yardımcı ol!

SHERLOCK HOLMES - MÜHENDİSİN BAŞPARMAĞI

SHERLOCK HOLMES - MÜHENDİSİN BAŞPARMAĞI

Bir sabah Dr. Watson’ın muayenehanesine mühendis Victor Hatherley gelir. Albay Lysander Stark adında bir adam ziyaretine gelmiş ve Hatherley’den, çok gizli bir iş için yardım istemiştir: Bir pres makinesinin arızasını gidermesi gerekmektedir.

Mühendis makineyi incelemeye başlar fakat fark eder ki makine aslında bir pres değil, sahte para basmak için yapılmış bir düzenektir!

Sherlock Holmes ve Dr. Watson gerçeği ortaya çıkarabilecek midir?

Sen de onlarla bu gizemli yolculuğa katıl, gerçeği ortaya çıkar!

SHERLOCK HOLMES - BERİL TAÇ MACERASI

SHERLOCK HOLMES - BERİL TAÇ MACERASI

Kraliyet ailesine ait kıymetli bir taç parçalanır ve içindeki değerli taşlar çalınır. Suç genç bir oğlana mı ait, yoksa işler göründüğünden çok daha mı karışık? Genç oğlan kimi korumak için sessiz kalmayı seçmektedir?

Sherlock Holmes ve Dr. Watson gerçeği ortaya çıkarır ve masum bir genci hapisten kurtarır.

Sen de bu gizemli macerada onlara katıl!

SHERLOCK HOLMES - SOLGUN ASKER

SHERLOCK HOLMES - SOLGUN ASKER

James Dodd, savaştaki yakın arkadaşı Godfrey’den uzun süredir haber alamamaktadır. Godfrey’nin babasına mektup yazar, ancak aldığı cevap çok gariptir: Baba, oğlunun seyahatte olduğunu söyler ama nerede olduğunu açıklamaz.

Dodd’un içi rahat etmez ve Sherlock Holmes’a gelir. Ona göre, Godfrey’ye bir şey olmuştur. Godfrey savaş sırasında yaralanmış mıdır, yoksa başına daha da talihsiz bir olay mı gelmiştir?

Sherlock Holmes ve yakın arkadaşı Dr. Watson bu gizemi çözebilecek midir?

Sen de onlarla ipuçlarının peşine düş, gerçeği ortaya çıkar!

SHERLOCK HOLMES - SON PERDE

SHERLOCK HOLMES - SON PERDE

Joshua Amberley adında emekli bir boya tüccarıkarısının kaçtığını söyler. Evden değerli para ve mücevherlerin çaldığını iddia eder. Ancak bu kaçışta bazı eksiklikler vardır.

Sherlock Holmes ve Dr. Watson evdeki tuhaf tadilatları fark edip ipuçlarının peşine düşerler.

Sen de bu heyecanlı kovalamacada Sherlock ve ekibine katılmak ister misin?

SHERLOCK HOLMES - SON VAKA

SHERLOCK HOLMES - SON VAKA

Holmes’un en büyük düşmanı Profesör Moriarty geri döner! Sherlock ve Moriarty arasında yaşanan kovalamaca büyük bir uçurumda son bulur.

İki büyük zekânın nefes kesen karşılaşmasında Sherlock kazanabilecek mi? Bu son mücadele Holmes için hayatının en zor sınavı olacaktır.

Sen de Sherlock Holmes ve Dr. Watson ile bu en tehlikeli yolculuğa katılmak ister misin?

SHERLOCK HOLMES - ŞEYTAN AYAĞI

SHERLOCK HOLMES - ŞEYTAN AYAĞI

Köyde tuhaf bir gizem vardır! İnsanlar bir anda deliriyor, bazıları da hiç uyanmıyordur. Odaya kimse girmemiş ve kimse çıkmamışken nasıl olur da insanlar bir anda akıllarını kaybeder ya da uyanamazlar? Bu işin arkasında gizemli bir bitki mi vardır?

Sherlock Holmes ve Dr. Watson, ipuçlarını takip ederek korkutucu görünen bu sırrı çözmeye çalışır.

Sen de onlara katıl, gizemi açığa çıkar!

SHERLOCK HOLMES - ÜÇ ÖĞRENCİNİN HİKÂYESİ

SHERLOCK HOLMES - ÜÇ ÖĞRENCİNİN HİKÂYESİ

Önemli bir sınav sorusu çalınır! Üç öğrenciden biri suçludur ama hangisi? Üstelik soruların varlığından kimsenin haberi yoktur. Sınavı iptal etmekse söz konusu bile değildir.

Sherlock Holmes ve Dr. Watson ipuçlarını tek tek inceleyerek gerçeği ortaya çıkarırlar.

Sen de bu gizeme ortak ol, kahramanlarımızla birlikte ipuçlarını takip et!

SHERLOCK HOLMES - ÜÇGEN ÇATILAR

SHERLOCK HOLMES - ÜÇGEN ÇATILAR

Mrs. Maberley, “Üçgen Çatılar” adını verdiği evinde tek başına yaşamaktadır. Bir süre önce, çok tuhaf bir teklif almıştır:

Bir adam ona gelip evini ve içindeki her şeyi satın almak istemiştir ama hiçbir eşyaya dokunulmaması şartıyla!

 

Teklif çok yüksektir, bu yüzden kadının şüphesi artar. Kısa süre sonra, evine bir saldırı düzenlenir.

Biri belli ki o evin içinde bir şeyi aramaktadır.

RAPUNZEL

RAPUNZEL

“Hâlâ oradaydı. Ruhu, onu terk etmeyi ve ölmesine izin vermeyi reddediyordu.”

Rapunzel’in altın saçlarından, korku dolu bir uçuruma düşüşünün hikâyesi…

 

Alevlerin sardığı bir akıl hastanesi ve geriye kalmış sırlarla dolu bir enkaz. Kasabada esrarengiz şekilde ortadan kaybolan genç kadınlar ve bu gizemin peşine düşen meraklı bir grup genç.

 

Terk edilmiş bir maden ocağı…

Işıltılı tarağıyla kurbanlarını bekleyen bir canavar ve canavarın inine giren avcı.

 

Dünyaca ünlü Rapunzel masalının korku ve gerilimle kaleme alınmış bu anlatımında,

 canavar ve kurban maskesi aynı yüzü kaplıyor. Kim canavar, kim kurban?

Hiç kimsenin insanlık dışı kurallardan kaçamadığı

korku kuyusunun derinlikleri sizi bekliyor.

TURUNCU

TURUNCU

Kayla, Meriç’e bir şans vermek için İtalya’ya gittiğinde, karşısında artık aynı hataları yapmak istemeyen, tanıdık ama bambaşka bir adam buldu. Bu tanıdık ama yabancı duygusuyla boğuşurken, kendi yolunu da çizdi: yeni arkadaşlar, yeni hayaller…

 

Meriç ve Kayla zorlu bir sürecin ardından Türkiye’ye döndüğünde ise geçmişin gölgesine adım atacaklarını bilmiyordu.

 

Ailelerin izlerini taşıyan bir ilişkide, hem kendi içlerindeki karanlıkla hem de birbirleriyle yüzleşmeleri gerekiyordu.

 

Geçmişin izleri silinmeden yeni bir hayat kurulabilir miydi? İlişkiler, yaralar, sırlar ve sessizlik arasında iki kişi, hem birbirini hem de kendilerini yeniden tanımaya çalıştı. Sevgi, karanlığı aydınlatmaya yeter miydi?

OPİA 1 – YİTİRMELİ NE VARSA

OPİA 1 – YİTİRMELİ NE VARSA

Yıldız Gülmez, küçük yaşta babasını yitirmesinin ardından; çocukluğunun üzerine toprak atılan bir evde hayatta kalmaya mecbur bırakıldı. Üvey bir babanın gölgesinde, kendisine hayat olarak sunulan yaşam bir tutsaklıktan farklı değildi. Büyüdükçe sesi ne kadar gür çıktıysa bir o kadar ezildi her bir yanı, her bir hissiyatı. Duyanlar duymazdan, görenler görmezden geldi. Kendilerine dokunmayan yılanın herkes başını sevdi. Ta ki gerçekleştirdiği şark hizmetinin ardından yeniden şehrine dönen Mazlum Doğan’a kadar…

 

Mazlum’un yıllar önce ayrıldığı memleketine geri döndüğünde beklediği en son şey, mahallede “mazlum” diye nitelendiren bir genç kız ile kendi evinde karşılaşmaktı. Anlar, anları doğurdu; bir gecede dönen kaderin çarkı, birbirine takılı kalan gözlerin ışığında o evden, o kaderden, o karanlıktan bir yol çizdi.

 

Bu bir kaçışın, kabullenişin değil; cesur bir başlangıcın hikâyesi. Yıldız’ın adım adım kendini bulduğu, Mazlum’un bir başkasına tutunarak yeniden kök salmayı öğrendiği bir yolculuk…

Korkularla örülmüş bir duvarın arkasından uzanan bir el… Ve o eli, ilk kez hiç korkmadan tutan bir kalp. Sevgi, yara izlerinin arasında da yeşerebilir mi? Bir insan, başka bir insanın gölgesinden yürüyüp kendi ışığını bulabilir mi?

 

“Bazen anlatılamayan masallar da yüreği hafifletir, Yıldız… Ve Yıldız çiçeğinin masalı henüz yazılmadı…”